Evden nasıl çıktığımı bilemedim, attım kendimi sokağa. 5 yıdır bu mahallede oturmama rağmen kapısından içeri girmediğim Öğretmen Evi'ne girdim. Kocaman bir çay bahçesi görüntüsü karşılıyor içeride sizi. Bir köşesinde yemek servisi için ayrılmış gene küçük sayılmayacak 20-30 masalık bir bölüm. Bu bölüm hariç hiç bir masada masa örtüsü yok, masalar genelde silinmemiş, geceden kalma çay ve kahve tabağı lekeleri...
Evden çıkma sebebim "zorunlu" missafirler. Çalışmam, düşünmem her şeyden çok sigara içmem lazım. Oturdum at kestanesi ağacının altında bir masaya. Toplamda 5 müşteri olmasına rağmen, garson olduğunu düşündüğüm 40'lı yaşlarının sonunda bir adama kendimi göstermem beş dakikamı aldı. Az şekerli Türk Kahve'mi söyledim, gelmesi uzun sürmedi. Bilgisayarımı açtım, şaşılacak şey bir kablasuz ağ var ve şifresini garson sorunsuz söyledi. Öyleki digital dünyanın toplantı merkezi haline gelen Kanyon House Cafe'de bir şifre alıp nete bağlanmak çok daha uzun sürer, her seferinde üstelik.
Masa komşum tek başına 70 yaşlarında bir amcayken bu satırları yazarken 5 kişi oldular. Dün gece yaşanan ODTÜ direnişinden başlayıp, olimpiyat seçimlerine tüm gündemi bana özetlediler. Semt itibariyle Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım meselelerine de tabi değinildi.
Amcalardan biri sağlam "Aydınlıkçı" çıktı konuşmayı domine ediyor.
Bir de çay söyledim kahvemin üstüne, üçüncü sigaramı ezdim.
Kızıltoprak Öğretmen Evi huzur verdin, teşekkürler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder